KAPI YALNIZLIĞA AÇILINCA

Giderken sıcaklığını yatakta unutmuşsun.

Öylece kalkıp gittin ya. Evin kapısı aralık kaldı. Ben bir süre – ne kadar bilmiyorum- o aralıktan koridoru gözledim. Hani belki geri gelirsin diye. Tek duyabildiğim merdivenlerden inerken ayakkabılarının çıkardığı sesti. Oysa asansörü de kullanabilirdin. Neden merdivenden indin ki? Her bir adım zihnime çakılan bir çivi gibi acıtsın diye mi?

Evin daha önce fark etmediğim köşelerine sinmiş kalmış izlerin. Her yerde senden bir şeyler var. Koltuğun şu köşesinde öpmüştüm seni. Gerçi öbür köşesinde de öpmüşümdür; ama ben oradakini hatırladım nedense. Kahkahan davlumbazın orada bir yerde asılı kalmış. Kulağımı çınlatıyor şimdi. Evin sessizliğinde öyle yüksek ki bu hatıraların bağırış-çağırışı… Sağır olacağım gürültüden. Dışarı atacağım kendimi ama ayaklarım nereye götürür bilmiyorum. Korkuyorum. Olur a kaybolurum filan. Kim bulur getirir beni eve?

Kalbimin sıkışması geçmiyor bir türlü. Hani şu romanlardaki adamlar gibi “bir cıgara yakıp efkarı tüttürebilsem” tüttüreceğim de… hayatımda sigara içmedim ki ben. Boğulurum filan. Hem nereden bulacağım gecenin bu saatinde sigarayı.

Komşuların baktığı cingöz apartman kedisi kapının aralığından içeri uzatmış burnunu, ne var ne yok diye ortalığı kolaçan ediyor. Onu kovalayacak halim bile yok. Hatta keşke içeri gelse. Yarenlik eder yalnızlığıma belki. Güzel kedi gerçekten. Şöyle hafiften bir miyavlıyor; izin istercesine. Sesimi çıkarmadan viskileri koyduğum dolaba gidiyorum. Sigaram olmayabilir ama en azından şu filmdeki adamın yaptığı gibi loş ışıkta, elimde viski kadehiyle oturup düşünceli düşünceli duvarı seyredebilirim. Belki kedi de gelir yanıma.

Kadehi elime aldığımda kedinin orada olmadığını fark ediyorum; belki içeri girdi? Şu kapıyı kapatsam iyi olacak artık. Başka misafir istemiyorum bugün.

Yeniden tanıştığım yalnızlığım yeter bana. Onunla konuşacaklarım var.

19.02.2018

Tolga Küçükyumuk

Yorum bırakın